24 Haftalık Doğan İpek Bade’nin Mucize Öyküsü 2

Blogumda Konuk yazar olan İpek Bade’nin Annesi Beyza hn. anlatmaya devam ediyor. Hikayenin ilk kısmını okumadıysanız buradan ulaşabilirsiniz.

 

İpek bade’m….Meleğim..Kıymetlim..Adı gibi zarif, Naif kızım, Narin parmaklım, Al yanaklım..
Annem koydu İpek adını, Bade sini de babası…Kutsal aşk anlamında…
İpek böceğim, Yürek sızım..Kalp çarpıntım….

3 kg bile değildi eve geldiğinde.Kafası 2 kg, kendisi 1 kg..Görenleri şaşırtıyordu tipi.
Her dışarı çıkışımız bir olaydı.İnsanların bakışları, tavırları… Birbirlerine göstermeleri..kimi korkulu gözlerle kimi acıyarak… umrumda mıydı ? hiçbir zaman olmadı.. Belki yurtdışında büyümüş olmanın verdiği bir şey olsa gerek..Orada engelli olmak ne şaşırtıcı bir şey, ne de acınası ne utanılası…
Ama eşim için aynı şey geçerli değildi. Çok kırıldı, yıprandı, kaldıramadı..İnsanların tepkisi çok yordu onu ..Mahalle baskısı..Ne fena şeydir..
sonunda soluğu terapilerde aldık. Çok da işe yaradı..İyi ki zorla götürmüşüm..

Kızımız eve taburcu olduğunda ücretsiz izinlerim dahil bittiğinden çalışıyordum.Acilen bakıcı arayışına girdik. Bakıcı bulmak kolay değildi biliyordum arkadaşlarımdan. hele de böyle bir bebeğe bulmak imkansız mış meğer. Aylarca yaptığımız her görüşme olumsuz sonuçlanıyor, her geçen gün ümidimi kaybediyordum. Annemle kayınvalidem dönüşümlü bakıyordu, ancak nereye kadar. Biri şehir dışında yaşıyor diğerinin de sağlığı müsait değildi.Yıllardır edindiğim kariyerimi sonlandırmaktan başka çarem yoktu.Artık Pazartesi yöneticime istifamı verecektim.2 gözüm 2 çeşme dolaşıyordum evde.

Hafta sonu temizliğe gelen abla, halimi görünce, kız kardeşinin iş aradığını, kızıma bakıcılık için talip olabileceğini söyleyince heyecandan yerimde duramadım.Yıllarca okumuş, yüksek lisans yapmış, sayısı belli olmayan nice eğitim almış, yabancı dilleri olan biri olarak emeklerinin boşa gidecek olması çok acı..Üstelik ulaşmak istediğim hedefe ramak kalmıştı.Hiç düşünmeden hemen yarın gelsin görüşelim dedim.Pazar Pazar görüştük.
Uzun lafın kısası, başta tedirgin oldu ancak sonunda Saliha ile anlaştık ve kızıma bakmaya başladı.
Saliha’dan sonra ve daha uzun süre bakan bakıcımız Hülya Ovar’ dan Allah bin kere razı olsun,emeği çok.Onun da işitme engelli genç kızı olduğundan sanırım, birbirimizi çok iyi anlıyorduk. Annelik yaptı evladıma, allahım tuttuğunu altın etsin.

İpek bade sessiz sakin bir bebekti.Dünya güzeli bir gülüşü vardı. Onu sevince, seslenince tepki veriyordu.Çok ilginçti.Hani duymuyordu, hani algısı yoktu? Bu konunun üstüne gitmeye karar verdik.
Özel Hastanelerden tutun İstanbul  Tıp  Fakültelerine kadar gittik. İşitme testleri negatif, yani duymuyor, çıkıyordu .
Asla kabul etmedik! İnsan bilmez mi çocuğunun duyup duymadığını! Onlar negatif dedikçe ben (psikopat tipler olur ya) hayır! O duyuyor eminim dedim durdum!
alkış yapıyorsun gülüyor, şarkı söylüyorsun tepki veriyor. Sonunda Odyologlardan her ne kadar gönüllü olmasalar da kavga dövüş işitme cihazı onayını aldık! İyi ki de peşini bırakmadık,kızım bugün algısını, belki de, belki de değil, kesinlikle cihazla çok daha iyi duymanın etkisiyle geliştirebiliyor!
Sırada şant ameliyatı vardı.. Yine Tıp Fakültesinde konsültasyonlara kadar soktuk MR’larını. Bütün hocalar ” ameliyata lüzum yok, zaten yaşayamaz,beyin çok hasarlı”  dedi , şansımızı deneyeceğiz dedik ısrar ettik. ( Ameliyat sonrası enfeksiyona bağlı olarak neredeyse kaybediyorduk kızımızı, Allah’ıma şükür onu da atlattık)
Gözler ROP 5..
Fizik tedavileri, pilates dersleri, su terapileri, enerji çalışmaları,sayamayacağım birçok tamamlayıcı tıp yöntemleri bugün halen devam ediyor

Prematüre,hatta İmatture bebek olduğundan, bağışıklı sisteminin güçlenmesi adına, beyin gelişimine katkısı olması adına, hep özel besledik onu,halen de öyle..
Doğal gıdaları tercih ederek başladık. Ama bir gıdanın doğallığından ne kadar emin olabileceğim meçhul olduğundan, zaman içerisinde ORGANİK GIDA ile tanışıp, onları tercih etmeye başladım.
Organik gıda, en basit anlatımıyla tarım ürününün işlenmesinde, yetiştirilmesinde hiçbir kimyasal madde kullanılmayışıdır. Bunun yanında genetiği değiştirilmemiş ürünler de bu isimle anılır. Tarım ürününü yetiştirmek için hiçbir tarım ilacı ve yapay ürün kullanılmaz
Organik Gıda, içerisinde katkı maddesi içermeyen, Gdo içermeyen gıda oldukları , ilgili kuruluşlar tarafından denetlenmiş Tarım Bakanlığı Onaylı gıdalardır.
Doğru yoldaydım artık, içim rahattı!
Zaman içerisinde, tüm bu öğrendiklerimi çevremdeki insanlarla paylaşma isteği duydum.Yeni işim bu alanda oluvermişti..

İpek bade’ye sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sunmak için hep araştırma halindeydik..Bir gün yeni bir şey okudum.
Ayşe Arman bir köşe yazısında söz etmişti Brezilyalı ünlü şifacı John Of God’dan, ona çocuğunu götüren bir aileden. Aileyi arayıp bulduk, detayları aldık, pisişik ameliyatı detaylarını aldık. Bio enerji vb.
John Of God ın Avusturya’ ya geldiğini duyunca hemen atlayıp gittik,götürdük ipek badeyi .
Elini başına koydu ve bir nevi transa geçti… psişik ameliyatı yaptı…

İran a , sevgili peygamberimizin torunu, 12 İmamım 8.ncisi İmam Rıza’nın türbesine götürdük, şifa kapısına, yalvardık,
***Herşeye kadir, ismi Deva, Zikri Şifa olan Allah’ım,her şeye gücünün yettiğine inanırız.Umudumuz olan her kapıyı açmaya hazırız biz.Hayır kapılarını aç Bizim duamızı kabul etmezsen, zİyaret ettiğimiz sevdiğin kulun İMAM RIZA hatırına ,İpek Bade’ mizi iyileştir, Ruhlarımızı güzelleştir. Senden gelen her şey kabulümüzdür***

Kim bilir, mucize görülen yaşaması, olmayacak denilen algısı belki de bunların sayesindedir. Çok şükür bugünümüze..

Çok çalışıyordum, sürekli koşturuyor, mesailer yapıyordum.İpek bade dediğim gibi sakin, kendi halinde bir bebekti ama uyku sorunu vardı.Halen de var..Kimi zaman geceleri yatıyor ama kimi zaman da gündüzleri yatıyor geceleri oturuyordu.Eşim sağolsun, kendi işi olduğundan, gece bakma işini üstlenmiş, sonrasında öğlene kadar uyuyordu. Ben uyuyordum güya ama kalitesiz uykuydu benimki. Aklım hep salonda oturan, sabahlayan Baba-Kız’daydı arada uyanıp yanlarına geçip takılıyordum biraz.

Canım kocam, emeğin o kadar çok ki, hakkın ödenemez..
Sabah yorgun argın işe gidiyordum.
Bir sabah evden çıkmak üzereydim ki, başımın dönmesiyle neredeyse yere çakılacaktım..Açım ondan dedim. İş yerine varır varmaz bir şey yiyince gerçekten kendime gelmiştim.

Fakat 2. Gün 3.gün derken her sabah aynı baş dönmesi devam edince, soluğu doktorda buldum..
Troide bağlı olarak B 12 m hep düşüktür, o dur veya kanım düşmüştür yine diye düşündüm.
Aman Allah’ım hiç biri değildi.Tahmin edeceğiniz üzere hamileydim!!!!
Kendi kendine, tedavisiz, hazırlıksız, zamansız!
Sevinç, şaşkınlık, endişe hepsi bir aradaydı.İpek bade eve taburcu olalı 2-3 ay olmuştu.

Her şey bu kadar karışıkken bu kadar belirsizken 2.çocuk nasıl olacaktı, kendimize bir sürü soru soruyorduk.Tabii ki çok sevinmiştim ama sorgulamaktan da alamıyorduk kendimizi.
Belki de daha iyi olacaktı.Sağlıklı bir evlat nasip olursa, hem bize, hem ipek bade ye çok iyi gelecekti, kim bilebilirdi ki

Hayat koşturmacasında 16 haftalık olmuştum bile. Cinsiyet öğrenme zamanıymış onun bile farkında değildim doktor söylemese.. ipek bade nin o kadar sağlık sorunları vardı ki o doktordan bu doktora koşturmaktan, hergün yeni bir kalp çarpıntısı haberi almadığımız gün olmuyordu.Hep negatif,hem olumsuz haberler! Şant ameliyatı sonrası epilepsi gelişmişti,Hafif titreme şeklinde.Nörolog takibindeydik. İlaçları düzenlendi vs.

2.kız’ dedi Doktor. Ne güzel, ona bakar diye düşündüm. kız kardeş gibisi var mı hayatta.2 kız kardeşi olan biri olarak kesinlikle YOK diyorum, canlarım onlar benim, elim, ayağım, sırdaşım, çocuğum,her şeyim onlar..

Pelin olsun adı dedi Alper. Olsun dedim,hoşuma gitmişti
Daha önce söylemiş miydim hatırlamıyorum, ipek Bade’nin ikizinin adı Poyraz olacaktı. Poyraz sert eser dediler, esti gitti …..

19 haftalık hamileydim o sabah bir ağrı ile uyandığımda! Kanama geçiriyordum! Bu haftaya kadar nasıl da güzel gidiyordu her şey oysa ki.
hastaneye ulaştığımızda her şey için çok geç ti Düşük yapıyordum Serumlarla durdurulacak gibi değildi…
Aileye umut olmuştu oysa ki bu bebek haberi… şimdi umutsuzluk vardı gözlerde, hastane odasında, havada,her yerde….
Gelmesi sürpriz olmuştu, gidişi de… Hiç bir şey anlamadım sorarsanız.. O kadar meşguldü ki kafam..
Bu kadar ağır engelli bir çocuk sahibi olmaktan daha ağır bir durum değildi düşük yapmak..Öyle avutabildim kendimi… geldiği gibi gitti… Bugün düşününce içim çok açıyor..Hiç ilgilenemedim onunla..yeterinde istemedim belki de …neden geldi neden gitti…

Belki de mesajı vardı; SEN AMNİYOSENTEZ YAPTIRMASAN DA DÜŞÜK YAPIYORSUN, KENDİNİ KAHRETME, OLANLARDAN SORUMLUSU DEĞİLSİN …..

Ne dersiniz??

İlgili Mesajlar

Leave a Comment