ERKEN DOĞUM YAPAN ANNELERİN PSİKOLOJİSİ

erken doğum yapan anne psikolojisi

Yaşam ve İletişim uzmanı olarak danışmanlık, çocuk, ergen, yetişkin, aile terapileri üzerine çalışmalar yapan Psikolog Serap Duygulu ile irtibata geçip Prematüre Annelerinin psikolojisi hakkında bir yazı yazmasını rica ettiğimde hemen kabul etti. Kendisine bu nazik davranışı ve ilgisi için sonsuz teşekkürler.

Şimdi sizi Psikolog Serap Duygulu ile baş başa bırakıyorum.

ERKEN DOĞUM YAPAN ANNELERİN PSİKOLOJİSİ


Bir gün kendi canından bir parçayı, dünyaya getirdiği bebeğini kucağına alma hayali, neredeyse tüm kadınların hayal ettiği bir duygudur. Bebek sahibi olmaya karar verip, hamile kaldıktan sonraki süreç birçok insan fark etmese de aslında zorlu ve uzun bir yolculuktur. Zaman zaman sıkıntılı olan bu süreç pek çok tehlikeyi de beraberinde getirir. Hamilelikler maalesef her zaman sağlıklı bir bebek dünyaya getirmekle sonlanmaz. Bazen gebeliğin daha ilk evrelerinde veya ilerleyen aylarda anne adayı bebeğini kaybedebilir. Hamilelik boyunca annenin duygusal durumu çok sık değişiklik gösterir ve bu da psikolojisini etkiler. Örneğin hamilelikte görülen doğum korkusu ya da hamilelik depresyonu pek çok anne adayının hamileliğini endişelerle yaşamasına sebep olur. Yine aynı şekilde doğum sonrası hüzün, doğum sonrası depresyon ve doğum sonrası psikoz da sık görülen bir psikolojik durumdur. Doğum sonrası hüzün doğumdan sonraki ilk birkaç gün içinde başlayabilir ve genellikle 15-20 gün içinde kendiliğinden yok olur. Doğum sonrası depresyonda durum biraz daha farklıdır. Hamilelik sırasında başlayabilir ve doğumdan sonraki ilk 3-4 ay etkisini gösterir. Bazı durumlarda bir yıl kadar sürebilir. Çok iyi takip edilmesi gerekir ve eğer kendiliğinden düzelme görülmüyorsa, hatta giderek kötüye giden bir tablo varsa, gecikmeden psikolojik destek almak gerekir. Doğum sonrası psikoz ise doğumdan sonraki ilk iki hafta içinde başlayıp ciddi psikolojik bozukluklar görülebilir. Kendisine ya da bebeğine zarar verme tehlikesi vardır. Hiç gecikmeden psikolojik yardım alınmalıdır.

Bütün bu duygu durumları hamileliğin kadın bedeninde ve psikolojisinde yarattığı değişimlerin etkileridir ve anne adayını çok zorlayıcıdır.


Hamileliğin sorunsuz atlatılması halinde bile ilk kez doğum yapan annelerin bir anda yüz yüze kaldığı sorumluluk ve anne olmak duygusu, bedeninin bozulduğu ve eski haline gelemeyeceği düşüncesi, bebeğine iyi bir anne olup olamayacağı kaygısı da yoğun duygu durumları yaşamasına ve depresyona girmesine neden olabilir. Özellikle yakınlarından ve eşinden yeterli destek görmeyen, evliliğinde sorunlar yaşayan kadınların depresyona girme olasılığı daha fazladır.



Hamilelik ve doğumla ilgili bu genel tablonun yanı sıra anne adayları için çok önemli bir risk faktörü de erken doğum yapmak, yani prematüre bebek sahibi olmaktır. Hamile kaldığını öğrenen annenin bin bir umut ve hevesle gün saydığı ve doğumun gerçekleşeceği anı beklediği düşünülürse, bütün hayallerin ve umudun bir anda olumsuz bir şekilde yarıda kalmasıdır erken doğum. Özellikle bebeğin hayati tehlikesi yüksekse, sağlığıyla ilgili ciddi sıkıntılar varsa, anne adayının yaşadığı çökkünlük ve mutsuzluk da o ölçüde büyük oluyor. Erken doğum yapan annelerin kaygıları da birçok açıdan birbirine benziyor:

 

 * Sağlıklı bir bebek doğurmayı başaramadığı,
 * Bebeği için uygun bir anne olamadığı,
 * Hem güçlü bir bebeği olmadığı, hem de güçlü bir anne olamadığı duygusuyla yaşanan hayal kırıklığı,
 
* Ciddi bir gelecek kaygısı,
 * Bebeğinin hayata tutunup tutunamayacağı,
 
* Ağır bir suçluluk ve işe yaramama duygusu,
 * Yaşadığı olayı bir ceza olarak görme ve bunun neden kendi başına geldiğini sorgulama durumu,

Erken doğum yapan bazı kadınlarda eşlerinden ayrılma ve evliliğini sonlandırma isteği de görülebilir. Bu tür sorunlu doğumlarda maalesef hala bir suçlu arama durumu olabiliyor. Ya kendini abartılı bir şekilde suçlu ve değersiz hissetme ya da eşini suçlu görme gibi bir duygu durumu ortaya çıkıyor.
Bütün bu duygusal iniş çıkışlar aslında normal karşılanmalı. Ancak tepkiler ve psikoloji dikkatle izlenmeli. Duygusal çöküntü yaşayan ve ağır bir depresyona doğru giden anne adayı daha olumsuz duygular yaşayabilir. Üstelik erken doğum yapmış annelerin büyük çoğunluğu çok kızgın ve sinirli olabilirler. Zira erken doğum sonrasının belki de en zorlayıcı yanı, annenin normal bir lohusalık yaşama hakkının elinden alınmış olmasıdır. Doğum yapmış diğer anneler gibi, eş dost ziyaretleriyle günlerini geçirmek, bebeğini tanımaya çalışmak ve birlikte zaman geçirmek varken, o hastanelerde bebeğinden gelecek en ufak bir gelişmeyi yüreği titreyerek takip etmek ve hep güçlü olmak zorundadır.




 
Bu dönemde yakın çevresinden çok fazla desteğe ihtiyaç duyan anne, genellikle ciddi bir acıma duygusuyla karşılaşabiliyor. Aslında iyi niyetle onun yaşadığı bu sıkıntılı sürece duygusal destek vermeye çalışan çevredeki insanlar, annenin bebeği için ne büyük kaygılar taşıdığını bilmekle beraber bunu anneye hissettiremeyip aksine annenin kendisini aciz ve zayıf hissetmesine de yol açabilirler. Erken doğum yapmış bir anneye yardımcı olmak için;

 * Annenin ihtiyaç duyduğu her an yanında olmak ama çok fazla akıl vermemek, 
 * Her olaya gerekli gereksiz müdahale etmemek, aile içi ilişkilere karışmamak,
* Mümkünse eşiyle yalnız kalabileceği anlar yaratmak,
* Olumsuz örnekler vermemek, başkalarının hikayelerini anlatmamak
Anne olmak zor bir süreçtir. Erken doğum yapmış anne olmak daha zordur. Ancak bütün zorlukları aşıp iyi bir anne olabilmek için güçlü olmak zorundasınız. Gelişmeler her zaman umut ettiğimiz ve beklediğimiz gibi olmayabilir. Erken doğumun en büyük riski bebeğin hayata tutunamamasıdır. Kaldı ki erken doğumlarda bebeklerin uzun bir süre boyunca ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele etmek zorunda olduğu bir gerçek.

Günümüzde gelişmiş sağlık imkanları erken doğan pek çok bebeğin hayatta kalmasını sağlayacak kadar ilerlemiş durumda. Buna rağmen her bebek hayatta kalmasını sağlayacak kadar gelişimini tamamlamış olmayabilir. Eğer bebeğiniz hayatını kaybetmişse, hayata tutunacak kadar sağlıklı ve güçlü olmadığındandır. Üzüntü yaşamak normal ama gerçekten kopmamak gerek. Zorlandığınız her durumda psikolojik destek almak çok önemlidir ve hayata bağlanmanıza yardımcı olur. Siz güçlü ve sağlıklı olmazsanız, ne kendinize ne sevdiklerinize ne de gelecekte büyütmeye çalışacağınız bebeğinize bir yararınızın olmayacağını lütfen unutmayın.Serap DUYGULU
Psikolog-Sosyolog-Yazar
http://www.serapduygulu.com.tr/



İlgili Mesajlar

Leave a Comment