Osmanlıda Süt Damlası Vakfı

osmanlı süt bankası

Osmanlıda Süt Damlası Vakfı

Dün ” Bizim Süt Annemiz Var ” isimli yazımda Süt Anneliği konusuna yumuşak bir giriş yapmıştım. Bugün de bu konu ile devam etmek istiyorum. Günümüzde kurulmak istenen ” Anne Sütü Bankası ” önünde dini açıdan bazı endişeler var. Bu endişelere kesinlikle katılıyor ve hak veriyorum.

( ” Süt Bankası ” ismi kesinlikle çok itici. ” Süt Anne ” kavramı çok daha ılımlı ve sıcak. )

Ancak; bütün uğraşlara rağmen sütü gelmeyen, benim gibi erken doğum yapıp üzüntü ve stresten sütü kesilen, sütü yetmeyen, hernagi bir neden ile emziremeyen, Annesini emmeyen  ve Annesini kaybeden bebekler içinde bir çözüm yolu olmalı.

Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim buyuruyor ki; “Çocuklarınıza Süt Anne istemenizde, bir sakınca yoktur.” (Bakara, 233)




Yaradılış itbari ile süt kardeşliği biyolojik kardeşlikle aynı görüldüğü için evlilik kesinlikle haram. Bu neden ile süt veren Anne ile süt alan Bebeğin bilgilerinin Devlet tarafından kayıt altına alınması ve her iki Aileyede bildirilmesi gibi önlemler alınabilir. Hatta bence artık herkesin T.C nosu olduğu için nüfus kütüğü kayıtlarına bile ” Süt Anne ”  ve ” Süt Kardeş ” şeklinde işlenebilir. Bu şekilde Ailelerin bir süre sonra irtibatı kopsa bile Nüfus kayıtlarından tekrar bulunabilir. Bu benim fikrim.

Dünya üzerinde yeni doğan bir bebek için Anne sütünün yerini tutabilecek başka bir gıda yok. Dünya Sağlık Örgütü Bebeklere ilk 6 ay Anne Sütü dışında bir şey verilmemesi gerektiğini söylüyor. Kaldı ki Prematüre Bebekler için Anne Sütü hayati önem taşıyor. Kendi Bebeklerimden biliyorum; ağlamaktan ve üzüntüden  sütüm gelmez olmuştu. Doktorum ” Mamayı tolere edebilseler mama vericem ama mama verilemeyecek kadar küçükler ” demişti. Daha dün gibi kulaklarımda. Bu sözler bile tek başına Anne Sütünün önemini anlatmaya yetiyordur herhalde.




Yaşadığımız çağda ” Süt Annelik ” kavramına çok sıcak bakılmazken Osmanlı bu konuya ve Anne Sütüne çok önem vermiş. 19. ve 20. yüzyıllarda artan çocuk ölümleri ve çocuk sağlığında ki sıkıntılar ancak Anne Sütü ile aşılabilmiş. Dünyada da aynı sıkıntılar yaşandığı için benzer vakıflar hayata geçirilirken Osmanlıda geri kalmamış ” Süt Damlası Vakfı ” kurulmuş. Bu vakıf uzun yıllar faaliyet göstermiş, binlerce bebeğe Anne sütü sağlamış. Dini değerlere verdiği önem ile bilinen Osmanlı bu konuyu yine dini esaslar çerçevesinde ele almış ve işleyişini mümkün olduğunca ona göre belirlemiş. Günümüzde de bu işleyiş örnek alınabilir. ( Dini değerler yanında sağlık ve hijyen kurallarıda sıkı denetlenmeli )

Süt Damlası Vakfı neler yaparmış ?

* Süt verecek Anneler ve süt alacak Bebekler  Ebelik ve Tıp okuyan öğrenciler tarafından muayene edilirmiş.

* Annelere kendi Bebeklerini nasıl yetiştirmeleri gerektiği konusunda bilgi verilirmiş

* Her süt veren Anne hangi Bebeğe süt verdiğini bilir ve mutlaka kayıt altına alınırmış

* Aynı zaman da her Annenin kendi Bebeğini mutlaka emzirmesi gerektiği aşılanırmış

* Emziremeyen Annelere psikolojik destek sağlanırmış

* Fakir Annelere maddi-manevi destek

Bundan yüzyıllar evvel Anne Sütünün değeri daha mı iyi biliniyormuş acaba ? diye düşünmeden edemiyorum araştırdıkça. O zaman ki kısıtlı şartlarda bile kayıt tutmak zor olmamış. Şimdi Bilgisayar ve teknoloji çağındayız. Kayıt altına almak daha kolay olsa gerek.

Üstelik ihtiyacı olan her bebek için sadece bir tane Süt Anne olması takip ve kayıt açısından daha sağlıklı olacaktır. Aileler de birbirleri ile irtibat halinde kalabilirler. Not tutup ilerde çocuklarına anlatabilirler.

Not: Süt Annelik ile ilgili yazılarım devam edecek.

kaynak:http://yenibahardergisi.com/yenibahar/newsDetail_getNewsById.action?newsId=271652

 



İlgili Mesajlar

Leave a Comment