Yeliz Yeşilçimen Doğum Hikayesi

Yeliz Yeşilçimen

 

Merhaba Bende sizler gibi bir prematüre annesiyim..
20. hafta normal bir kontrol günü doktor sen doğuma hazırsın bundan sonra ’’çalışmak yok evde yatıcaksın gerekirse serkülaj olacaksın demesiyle başladı bizim hikayemiz.
Ben hamileliğim boyunca çok dikkat ettim kendime hiç sorunum yok ağrım yok sancım kanamam yok 15 günde bir doktorun kontrollerini hiç aksatmadım hep dikkatli beslendim hiçbir kötü alışkanlığım yok yürüyüş yapıyordum sıkça ara sıra hamilelikle birlikte baslayan panik atak sorunum vardı ama geçiçiydi geçmişti neredeyse beni bu hale getirecek bir sepep değildi bu ben kötü bir şey yapmadım ki ne oldu bana….
Doktordan çıktıktan sonra Eşimle evin yolunu tutmuştuk hiç konuşmadık eve gelene kadar eve girdim üzerime bir battaniye alarak koltuğun üzerine uzandım hemen uyudum sanki doktor grip olmuşsun yat dinlen falan demişti. Sabah telefonun sesiyle uyandık ikimizde doktorum arıyordu eşime hemen gelin serkülaj yapmaya karar verdik dedi.
Evet o gün ağlayarak korkarak o ameliyata girdim iğne olmaktan bile korkardım ben ilk anestezi ilk ameliyat heralde kaderim bu dedim öleceğim ve her sey bitecek bugün.Ameliyathaneden girdiğimi hatırlıyorum gerisi yok Uyandığımda odadaydım doktor başımda annemle eşime evde nasıl yatmam gerektiğini anlatıyordu ayaklarım yüksekte yatarak 20 gün dayanabildim 20 yıl gibiydi cok zordu sinir harbiydi etrafımdakilere eşime anneme çok cektirdim .
Ve ilk defa 21. gün lavobaya gitmek için yataktan ayağa kalktığımda suyum geldi hastaneye gittiğimde bebeği hissetmiyordum öldü dedim heralde ağlayarak Ama ultrasonda kalp sesi geldi yaşıyordu ilaç verdiler sancım gelmesin biraz daha bebek anne karnında dursun diye ama işe yaramadı sancım gelmeye başladı doğuma karar verildi.Ters durduğu içinde sezeryan olmam gerekti.
Ve 01.01.2011 25 haftalık 925 gr % 15 yaşama sansı olan bir kız bebek.
Yine odadaydım gözümü açtığımda herkes başımdaydı va bende ne hüzün nede sevinç vardı Doğum yapmıssın lohusasın ama yanında bir bebek yok, iyi bir haber yok ağlamakmı lazım sevinmekmi lazım karar veremiyor insan.Duyup gelenler gözünaydın mı diyecek geçmiş olsun mu diyecek herkes susuyor kelimeler düğümleniyor insanın boğazında.



1 gün sonra bana minik kızımı gösterdiler kuvezin içerisinde heryerinde kablolar takılı küçücük bir parça elleri yüzü vucudu saçları hersey yeni olusmus derisinin rengi pembe sanki seffaftı. Çok tatlıydı aslında aynı bana benziyordu yuzu şimdi düşünüyorumda neden hiç yadırgamadım korkmadım oysa hayatımda bukadar erken doğan bir bebek yada bir kuvez görmedim duymadımki neden hiç biri garip gelmedi düşündükçe inanamıyor insan film gibi izledim sanki .Kuvezden elimi içeri uzattım dokundum güldü gözünü actı belki refleksti ama o an ben dokundum ona bence tesadüf değildi beni hissetmişti işte o an ağlamaya başladım mutlulukmu üzüntümü bilmiyorum.

Bu arada Taburcu olma zamanım geldi onu orda bırakmak istemiyordum zorlada olsa kabul ettim gitmeden bir kez daha görmek istedim ama durumu ağırlasmıstı ısrarla içeri girdim ağzından nedeni belli olmayan kan gelmeye baslamıstı tırnak kadar küçücük dilinin üzerine kocaman bir bez koymuslardı ne kadar kan geldiği belli olsun diye bir hemşirede ayağından serum iğnesiyle kan takviyesi yapıyordu 2 gün sürdü kanaması doktor eve giderken bizden haber bekleyin her an kaybedebiliriz demişti işte o an bugüne kadar olanların en kötüsüydü.Eve geldiğimizde telefonun basında beklemekten ağlayıp dua etmekten baska bişey yapamadık.2 gün hiç göstermediler bize kızımızı sonunda allaha şükürler olsun ki tehlikeyi atlattı ve yaşama tutundu bizi bırakmadı o bizden daha güçlü çıktı adını YAĞMUR koyduk.

Hergün posetlerle süt tasımaya başladık lohusalık falan kalmadı artık hergün hastaneye gittim orda bekledim Tam 1 ay oldu iyice toparlandı ve ilk göz kontrolü yapıldı kuvezlerde yatan 10 bebekten sadece bir tanesinin gözleri kötüydü oda benim kızım .Kuvezde oksijenden ayrılamadığı için göz damarları yanlış gelişti onları ameliyatla düzeltelim derken retina yırtığı ve Rop 5 .evre hayati tehlikesini atlatmıştı ama onun kadar acı bir haber daha bizim için.Kuvezdeyken istediğimiz hiçbir hastane yada doktora e götüremediğimizden Uludağ üniversitesi Tıp fakültesinde 2 si lazer 4 ü açık 6 ameliyat geçirdik ama hiç biri basarılı olmadı.hiç bir göz doktoru en azından allahtan ümidinizi kesmeyin demedi ameliyattan cıktıkları gibi ‘’yaptık ama olmadı bu gözler düzelmez ‘’deyip durdular yaşadığım en kötü günlerdi hayatım boyunca.Ameliyat olacağı gün Kuvezi alıp ambulansla fakülteye getiriyorduk ameliyattan sonra tekrar kuveze koyup ambulansla kaldığı hastaneye tasıyorduk onu yerine teslim ediyor bizde yoğun bakım kapısında hemşirelerin tamam narkozdan uyandı kendine geldi demelerini bekliyorduk.
3 ay süren kuvez macerası içerisinde ağlama krizleri suçluluk duygusu panik ataklar herşeyi yaşadık biz.yaşadığım üzüntülerden dolayı defalarca acilde sabahladım duvarlar üstüme geliyordu ev beni boğuyordu sanki ne yapacak nasıl yaşayacak gözlerini sormayacakmı aynada hiçbir zaman kendini görmeyecek düşünceleri beynimin içini kemiriyordu sürekli.




 

Bu arada kızımı beslemek için artık kucağıma almaya başlamıstım anne odasına veriyorlardı hiç emziremedim maalesef o küvezden cıkana kadar sütüm kesilmişti ama 40 gün evden taşımıstım posetlerde.Onunla vakit geçiriyorduk besliyorduk son günlerde geçirdiğimiz en güzel saatler bunlar dı işte o an herşeyi unutuyorduk o kadar masumduki yüzü teninin kokusu ağzı burnu herşeyiyle tamamen bir mucize tutuyorduk elimizde…

 

98 . gün evimize gitme vaktimiz gelmişti hersey hazırdı evde özel prematüre kıyafetleri, odası ,yatağı hepsi ona göre ayarlanmıstı artık evinde odasında yatıyordu okadar miniktiki herkes sasırıyordu odasına maskeyle giriyorduk elimize almadan önce dezenfekte ediyorduk geceleri ben eşim annem kardeşim 2 ser saat nöbetle sabahlıyorduk herhangi bir aksilik olmasın diye nefesinde sorun olabilir demişlerdi 2 saatte bir de mama veriyorduk sekeri düşmemesin için.

Böylece günler geçmeye basladı tedavilerine kontrollerine devam edildi tek sorunu şimdilik gözleriydi başka hiçbir sağlık sorunu yoktu her gün gözleri açılacak diye ümitle uyandık hala öyleyiz. tıpkı bir kuş yavrusu gibi damla damla besledik desem yeridir. 6 aylık olmustu artık.

 

Kuvezdeyken hep adını duyduğumuz İstanbul’daki Doktara gitme zamanı gelmişti. Gittiğimizde ilk defa bir doktor ümidinizi kaybetmeyin dedi tıp ilerliyor her gün değişik bir şeyle çıkıyor illaki kızınıza uygun bir tedavi olcak çip ler gelişiyor diye teselli etti bunu duymak küçücük bir umut parçası bile yetiyor bazen gücünüzü kaybetmiyorsunuz.Yıkılmışken tekrar ayağa kalkabiliyorsunuz. Keşke Bursada ki doktorlarda bunu diyebilseydi 25 yaşındasın ilk doğumun ilk çocuğun erken doğmuş ve görme engelli bu kelimeleri duymak bazen kendini kandırmak istiyor insan.Ve bir ameliyatta İstanbul alman hastanesinde oldu kızım doktor baştan demişti bu ameliyatta sonuç vermedi retina onarılamadı ama bu ameliyattan sonra bir gözün de daha cok umudumuz var ışık algısı daha çok büyük nesneleri görme ihtimali bile var.
Ve böylece ameliyatlar bitti artık bekleme ve büyüme sürecine gectik artık bize ne olacağını zaman ve kaderimiz gösterecek doktorun tavsiyesiyle İstanbul’daki parıltı görme engelliler derneğine kayıt olduk.Artık görme engelli bir çocuğun ailesiydik. 2011 yılında Bursa’da henüz öyle bir eğitim olmadığı için her ay eşimle ikimiz İstanbul’a gidip 2 saat eğitim aldık.bundan sonraki hayat mücadelemizde böylece başlamış oldu.Derneğe ilk gittiğimiz gün çok heyecanlanmıştım aslında düşündüm birden ben bugüne kadar hiç görme engelli bir bebek yada çocuk görmedim dedim öğretmene var mı öyle çocuklar ben kızımı hala görmüyormuş gibi düşünmüyordum ki onu saymıyorum bile
O gün oraya gelen öğrencilerin çoğu küçüktü 6-12 yaş arası hepsi bebeklikten geliyormuş bazıları da 12-20 yaş arası Tıp hala onların gözündeki hastalığa çare bulamamış bizim kızımız kadar bile ümitleri yok.O an anladım ki sadece benim başıma gelmemiş bu olay çokmuşuz biz aslında sadece başına gelmeden çevreni göremiyorsun durum bu.Onları gördükten sonra yaptıklarını hareketlerini başarılarını biraz kendime geldim aslında mutlu oldum evet o anki halimize sevindim demek ki yaşamlarına devam edebiliyorlarmış görmeseler de yüzlerindeki gülümseme mutluluk gitmemiş eğitime açıklar bazı yönlerden sanki daha akıllılar zekiler üniversite mezunları okul birincileri var bazı çocuklarda var ki hem zihinsel – bedensel engelli hem görme engelli hem duymuyor hem görmüyor dahada zor işleri bizden Ama yinede oradalar aileleri kendileri yılmamışlar tutunmuşlar hayata devam etmişler ediyorlar.

Göz sağlığı ve rutin kontroller dışında 2 yıl hiç hastanelik bir durumumuz olmadı.Artık sadece görme engelli bir çocuk nasıl yetiştirilir bununla uğraşmaya öğrenmeye kendimizde bir şeyler üretmeye çalıştık.
İlk 2 yıl çok güzel geçti sanki görüyormuş gibiydi hiç sıkıntı çekmedik biraz gec oturdu emeklemedi yürümedi bunlar için 2 ay fizik tedaviye gittik ama zaten erken doğan bütün çocuklarda bu oluyor 1.5 yasında konuşmaya basladı katı gıdalara henüz gecemedi biz bu arada eğitimlere devam ettik her ay İstanbul’da yağmuru da götürmeye basladık.
Normal çocukların görerek yaptığı her şeyi biz dokunarak anlatarak taklit ederek öğretmeye çalıştık hala çalışıyoruz.




Yağmur 2 yasındaydı ve ben bir kez daha hamileydim çok şaşkındım beklemediğim bir durumdu istemedim tabii ki aldırmaya karar verdim eşimi de neredeyse ikna ettim yağmur ne olacak onla ilgilenemeyiz ya oda erken doğarsa ya sürekli yatmam gerekirse çalışmam da gerekiyordu yada normal doğarsa ya yağmur kıskanırsa o görüyor ben neden görmüyorum derse diye düşünüp durdum. Ama 4 kez aldırmak için hastaneye gitsem de yapamadım hep geri döndüm ve sonunda vazgeçtim.Çok zor bir karardı aslında ama en sonunda ya sağlıklı olursa ilerde yağmurun bizden başka birilerine de ihtiyacı olacak düşüncesi daha ağır bastı.Yine erken doğurursun yatman gerekir demelerine rağmen doktorum her hafta 1 iğne yaparak erken doğum yapmamı engelledi korkarak 9 ayı zorla da olsa bitirdim ve sağlıklı bir oğlum oldu. Bu bize dahada güç verdi.
Bu arada yağmurla annem daha cok ilgilendi 9 ay boyunca ben kucağıma alamadım onunla uyuyamadım İstanbul’a eğitimlere gidemedim kısacası ilgilenemedim bu yağmuru çok geriye sürükledi ve biz bunu hiç fark edemedik takii ağlama krizleri başlayana kadar benim yokluğumu tv izleyerek müzik dinleyerek geçirdi bizde bu arada şarkıları nasılda ezberliyor oynuyor diye seviniyorduk ne kadarda ezberi kuvvetli diye destek veriyorduk yaptığım bu hata birdenbire hayatımızı kabusa cevirdi nerEdeyse konuşmayı bıraktı ne cevep veriyor nede yönergeleri alıyordu hırÇınlaŞtı ağlama krizleri inatlaŞmalar kendini yerden yere atıyordu. Kapılara camlara tekmeyle durmadan vuruyordu doğumdan sonra kardesi eve gelince bebeğin bırakın ağlamasını ses çıkarmasını bile istemedi sanki kokusunu alıyor ağlıyordu .annemi bile istemedi okadarda bağlıydı ona aslında ne zaman emzirmeye girsem yağmur ağlamaya başlıyordu sezeryanın 2. Günü iki oda arasında mekik dokumaya basladım Evin bir ucundaki odaya bebeği bir ucundaki odayada yağmuru koyuyordum ağlamasın diye müzik dinlemesine izin verdik sadece yabancı müzikleri dinledi hepsini ezberledi artık hayatla bağı insanlarla iletişimi kesildi iyice.Müziği kapatınca ağlıyor açınca susup oynuyordu. Eve gelen hiçbir misafiri yabancıyı istemiyor nede biz biryere gidebiliyorduk kaç kez gittiğimiz misafirlikten avm den parktan acilen eve döndük.




Elimden bir şey gelmiyordu Çocuk psikoloğu aramaya basladım görüştük psikolog kızınızın birseyi yok dedi tamamen inat yapıyor ağlamaktan bir şey olmaz bırakın ağlasın alışacak dedi bir kolunuza bebeği alın bir kolunuza da yağmuru o kadar yakın olsunlar dedi orada anlatırken çok kolaymış gibi geliyor ama öyle olmuyor işte maalesef biz yine care bulamadık görmemesine rağmen sesi bile çıkmasa kardeşinin bulunduğu odaya eşikten adım atmıyordu yağmur. 3 ay geçti hala ayrı odalarda yaşamaya devam ettik bazen rahatlasın biraz diye kardeşini evden gönderdiğim bile oldu. Bu arada bursa da görme engelliler rehabilitasyon merkezi açıldı İstanbul’dan naklimizi buraya aldık desteksiz yürümediği için burada fizikte almaya basladık tamamen inadından yürümüyordu aslında birazda korkuyordu. Oradaki öğretmenler vasıtasıyla nilüfer belediyesinin görme engelli sınıfıyla tanıştık anaokulu gibiydi yağmurun yaşıtları 3-4 çocukla çok özel bir eğitim veriliyor burada Aslında 1 yıl önce varmış ama haberimiz yoktu.Yağmuru iki yere de yazdırdım ama dururmu ağlamaktan kendini parçalıyor derslerden çıkıyordu 5 dakika durmuyordu içeride .Artık okulda biri sorsa ağlayan kız deyince herkes tanıyordu onu.diğer çocuklar da görmüyordu ama çok akıllıydılar söz dinliyor oyun oynuyorlardı. O ağlıyarak dersten çıktıkca ben perişan oluyordum bir gün diğer çocuklardan birinin annesi ile tanıştım kendi kızı için özel bir öğretmenden evde destek almış bende hemen numarasını aldım ve görüşmek istedim.Aslında görme engelli öğretmeni bulmak çok zor o bölüm mezunu öğretmenler yok denecek kadar çok az.Bugün buradan öğretmenimize ve diğer bütün öğretmenlerimize tekrar teşekkür ediyorum bize cok destek oldu bizi bilinçlendirdi böyle öğretmenlerin olduğunu bilmek bize dahada güç veriyor.

Yağmurun değilde bizim gözlerimiz açıldı asıl biz kör olmuş aslında basiretimiz bağlanmış sanki biz niye hiç akıl edemedik özel bir öğretmeni evde eğitimi yada yardımı hala çok pişmanım bunun için boşu bosuna her şeyi altüst oldu kızımın . Her şeyiyle sil baştan yeni doğmuş gibi eğitim almaya başladık hep birlikte .ilk 1-2 derste sonra öğretmenimiz tam emin değilim ama yağmur otizmli olabilir dedi bu benim için kabul edilmesi zor bir şeydi çok ağır geldi düşünmesi bile.yine uykusuz geceler bizi bekliyordu hemen araştırmaya başladım evet belirtiler aynı yağmuru anlatıyordu her şeyiyle bir otizmliydi ama ben bunu kabul edemedim bu çocuk benim yüzümden gerilemişti ben ilgilenemediğim için otizimli olamazdı bu seferde otizimli bir çocuğun yapmadıklarını araştırmaya başladım evet yağmur çoğunu yapıyordu bence otizmli değildi bazen herkes kabullenemediğimi sandı ama ben emindim yinede işin uzmanı görsün diye eskişehir anadolu üniversitesine götürdüm oradaki hocalarda da otizimli olmadığını söyledi içim birazda olsa rahatladı ama hala şimdi bile tedirginim. Oradaki sonuca göre öğretmeni evde yağmurun eğitimine devam etti sonunda yağmurun inadını kırmayı başaran biri cıktı müziği sadece belirli zamanlarda dinlemeyi öğrendi bağımlı olduğu emziği bıraktı çikolatayı bir görevi başardığında ödül olarak bir parça yemeyi öğrendi bardak tutmayı çok kısa sürelide olsa hikaye dinlemeyi kaşık tutmayı vs şeyleri öğrendi.Baya bir düzene girmişti artık.Bol bol dışarı gezmeye çıkardık kalabalık ortamlara tuttuk her gün.Yüzme dersi bile almaya basladı Sadece konuşmayı ve iletişimi düzeltmedi Çocuk seslerine alışması içinde gören cocukların arasına anaokuluna götürüyorduk yürümediği için yanında duruyorduk tabi.Oraya alışması da cok zor oldu ama ağlaya sızlaya gitti geldi en azından böylece cocuk seslerine biraz alışmış oldu .Evde eğitimi alalı 3 ay olmuştu öğretmenimizin tayini cıktı ve gitmek zorunda kaldı buda cok kötü olmuştu ama telefonda destek alarak ve ondan öğrendiklerimizle biz ve özel eğitimci bir arkadaşımız devam ettik. bu sırada yağmur 48 ayını doldurduğu için özel ana okulundan aldık ordan pek bir şey öğrenemiyordu henüz ve Bursa’da devlet okulu olan görme engelliler ana sınıfına verdik burda 3 yıl geçirecek ve sonra kaynaştırma eğitimine başlayacak bu arada tamamen yürümeye başladı desteksiz buda bize onun süprizi oldu. Yarım dönem gitti ve karnesini aldı .




Bu yaz tatilinde ise bir epilepsi nöbeti geçirdi tam 4 saat bilinci tamamen gitti 3 gün hastanede kaldı prematürelerde olan bir durummuş bu hastalık bizi tekrar eski günleri götürdü görme engeli kadar kötüydü bu durum ve yine elinizden bir şey gelmiyor çok korktuk öyle kalacak zannettim bir an.Anlamamıştık çünkü nöbet olduğunu kızım yıllar sonra tekrar ambulansa bindi artık birde epilepsi hastasıyız ama inşallah bu geçici bir durum düzenli ilaç kullanıyoruz ve artık yalnız bir ortamda bırakamıyoruz her an düşebilir diye inşallah kızım bunu da atlatacak.
.
Bu sene eylülde tekrar görme engelliler anaokuluna başladı artık servisle kendi gidip geliyor .Hafta sonu da rehabilitasyona gidiyor.Hala müzikle çok ilgili tercihleri bile var bence yeteneği var ritim algısı çok kuvvetli Artık iletişim kuruyor 2 yıl sonra kardeşini kabullendi sesine tepki vermiyor oğlum 2 yaşında o ayrı bir mucize bizim için yağmura karşı çok anlayışlı ne isterse onu yapıyor getiriyor eline veriyor elini tutup gezdirmek istiyor sanki görmediğini anlıyor gibi dikkatli davranıyor ona onun oyuncaklarına hiç dokunmuyor tabi ara sıra kardeş kıskançlığı oluyor aralarında.Henüz yaşıtlarının düzeyini tam olarak yakalayamadı ama zamanla olacak inşallah.
Bizim hikayemizden çıkarılacak örnek bence her koşulda her zaman ilgi sevgi ve mutlaka düzenli eğitim .Kurallı düzenli bir hayat onları mutlu ediyor ve her şeyin üstesinden gelebiliyorlar engelleri aşabiliyorlar. Bu yüzden biz onlar için her gün yeni bir şeyler öğrenmemiz ve öğretmemiz gerekiyor.Onlar engellerine rağmen her zaman eğitime açıklar.Hiç bir zaman ümitsizliğe kapılmak yok yılmak yok…




İlgili Mesajlar

Leave a Comment